Menü
 
ana.gif Ana Sayfa

rad.gif Radyo

forum.gif Forum

haber.gif Haber

resim.gif Resim GalerisiYeni!

giris.gif Kayıt Ol

muz.gif Müzik

siir.gif Şiir

video.gif Video

down.gif Dosyalar

ara.gif Ara

icon_poll.gif İstatistik

oner.gif Sitemizi Önerin

zd.gif Ziyaretçi Defteri

kos.gif Köşe Yazarları

oneri.gif Önerileriniz

efs.gif Efsaneler
 

 
 

 
 

 
 

Efsanelerimiz
 
Duzgun Baba Efsanesi
Duzgun Baba Efsanesi

DÜZGÜN BABA EFSANESi
Elti Hatun Efsanesi
Elti Hatun Efsanesi

.::ELTi HATUN EFSANESi::.
Gelin Pinar Efsanesi
Gelin Pinar Efsanesi

.::GELiN PiNAR EFSANESi::.
Munzur Baba Efsanesi
Munzur Baba Efsanesi

.::MUNZUR BABA EFSANESÝ::.
Sultan Hidir Efsanesi
Sultan Hidir Efsanesi

.::SULTAN HiDiR EFSANESi::.
 

Munzurluyuz Forum
Ağustos 20, 2008, 07:31:32 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Henüz Yeni Yüklendi!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: YALNIZLIĞIMIN ARKADAŞLARI  (Okunma Sayısı 65 defa)
dersimliasmin
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7


Üyelik Bilgileri WWW
« : Temmuz 18, 2008, 10:19:54 ÖÖ »

YALNIZLIĞIMIN ARKADAŞLARI
Odamda mor renkli bir koltuk, siyah beyaz çocukluk resmim, bana ait ve armağan kitaplar, palyaço biblosu, ağaç kabuğu üzerine yakılarak “inkaya” yazılmış bir anahtarlık, bir de ben… Mekanın, nesnelerin, cümlelerle dolu sayfaların nasıl yalnızlık arkadaşı olabildiğini düşünüyorum. Bunu nasıl başarabildiklerini, sihir güçlerinin ardındaki sırları çözümlemeye uğraşıyorum. Yalnız bir ayrıntıya, “yalnızlık arkadaşı” cümlesine vurgunuzu yöneltmenizi istiyorum. Saydığım etmenlerin yalnızlığımı yok etmeye gücü olmadıklarını, yalnızca yalnızlığımın içine karışıp, yalnızlığıma arkadaş olduklarını söylüyorum...
Nesne; Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi, maddesi olan her tür cansız varlık, şey, obje. İşte benim nesnenin sözlük anlamına eklemek istediğim bir unsur daha var: Duygu. Verdikleri, yaydıkları, hissettirdikleri, çağrıştırdıkları duygu. Eğer bir nesne ya da bir mekanla yakın bir bağ kurabilmişsek, kanımız ısınmışsa, geçmişimizdeki unutulmasını istemediğimiz anlarla benzerlikler taşıdığını hissedebilmişsek, nesne veya mekan cansız olmaktan çıkıyor, diriliyor, duygusu ve duygumuz ortak bir amaç taşıyor: Yalnızlık arkadaşlığı… Neler yok ki yalnızlık arkadaşlığının içinde: Mutluluk, coşku, hüzün, tekrar dirilen hatıralar; kısaca yolculuk, kendi içimizde gerçekleştirdiğimiz, yan koltuğumuzda yalnızlık arkadaşımızın oturduğu, mutlu mu mutsuz mu olduğu belli olmayan bir düşünce yolculuğu. Anlık yahut sonsuz bir serüven…
İşte yalnızlığımla daha fazla kucaklaştığım anlarda böyle mekanlarla, böyle nesnelerle göz göze geldiğimde hem içimde hem etrafımda tuhaf, tarifsiz bir kasırga esiyor. Yalnızlığıma arkadaş olan bu nesneler, mekanlar bir ucumu geçmişe bir ucumu geleceğime götürmeye çalışıyorlar. Bense sadece zamanın en yumuşak tarafında oturup düşlerimle oynuyorum…
Geçmişe ait benden resimler bir bir canlanıp, hareketleniyorlar önümde. Ağaç kabuğundan yapılma anahtarlığın bana verildiği anı düşünüyorum… Tam o anda armağanı verenin ellerini görüyorum bu düş sahnesinde.. Eski, ahşap bir masanın üstündeki elleri. Sonra gözleri… Yıllar sonra bana yalnızlık arkadaşı olacak bu nesneyi verirken ki ifadesini, bakışlarını görüyorum. Ve o ana ait mekanı. Yanı başımızdaki Altı yüz yıllık yaşlı çınar ağacını… Sonra mor renkli koltuğumu… Bu koltukta otururken kim bilir kaç ayrılığın sancısını çektiğimi ya da kaç yeni başlayan sevginin heyecanını nasılda kocaman bir coşkuyla ruhumda duyumsadığımı… Ve kim bilir kaç gece armağan kitaplarımın içinde, geçmişimin derinliklerinde kaybolduğumu anımsıyorum. Armağan kitapların öyküleri bir anda kendi öykülerime , bana armağan yüreklerle yaşadıklarıma dönüşüyor…
Tüm bu aslında canlı, duyguları olan nesneler, zamanımın yüreğimle kesiştiği anlarda ilmik ilmik, itinayla, birikerek ve biriktirerek örüyorlar arkadaşlarımı, yalnızlığıma ait arkadaşlarımı, yalnızlığımın arkadaşlarını…
O yüzden değil midir ayrılık anlarında güvenerek verilmiş bu armağanların geri istenme, verilme, yok edilme, yakılma dürtüsü… Asıl sebep bu armağanların bir gün yalnızlık arkadaşı olabileceği gerçeği ve hissettireceği sancılardan kaçış değil midir? Ama ancak bu kaçışın, bir armağanın yaşamına son vermenin asla çözüm olamayacağını, yalnızlık arkadaşlarının geçmişle gelecek arasındaki en kuvvetli bağ olduğunu bilenler sonsuz bir özlemle saklarlar kendilerinde bu armağanları.
Özetle ben, sayfa aralarında kurutulan çiçeklerin aslında kurumadığına, hala yapraklarından, gövdesinden sevgi ve hatıra sızdığına inananlardanım. Ve yalnızlık arkadaşlarımın yaşamımı hüzünle veya coşkuyla süsledikleri, geçmişimle geleceğimle yoldaş oldukları gerçeğine asla ihanet edemem . İşte o yüzden ben de yalnızlık arkadaşlarımı gecelerimin, gündüzlerimin, akan mevsimlerimin, yiten senelerimin sayfalarında sadakatle, inanarak kurutuyorum, hiçbir zaman solmayacaklarına inanarak…

Logged

Hüsranı bir tek yerde kabul ediyorum…Yaşamak varken yaşayamamış olmakta…...
sosyalist_platform
Newbie
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : Temmuz 28, 2008, 03:57:40 ÖS »

emegine saglık dersimli asmin...ne güzel yazmissin...yalnızlıgımın arkadasları,nerdeyseniz dönün tüm gercekliginizle...icinde yalanın,ihanetin,acinin,aldatılmışlıkların olmadigi tüm saf ve temiz duygularınızla dönün...yalnızım şimdi...*sosyalist_emek*
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
effectica.com Powered by GOM@N