...Bütün bunlar benim için önemli bir deneyim oldu. Ben kötü niyetli insanlarla aynı düzeye inmemeye, duruşumu korumaya büyük özen gösterdim, basitleşmedim, dedikodu ve spekülasyonlara taraf olmadım. Halkımın bunu çok iyi gördüğünü biliyorum.
DERSİM, SEÇİMLER VE UMUTLARIMIZ
22 Temmuz seçimleri, birçok bakımdan Türkiye’nin geleceğini ciddi şekilde etkileyecek bir öneme sahip. Türkiye seçimlere sorunlarıyla beraber gidiyor. Ve şimdiden ortalığa düşüp binbir türlü vaadlerle insanlardan oy isteyen partiler, Türkiye’nin bu sorunlarını çözecek nitelikte olmaktan çok uzak görünüyorlar. Ancak parlamentoya girecek olan bağımsız adaylarımız, sadece kendilerine oy verenler açısından değil, Türkiye açısından da, demokrasi adına önemli bir misyon üstlenmiş olacaklardır inancındayım.
AKP, iktidarı süresince çok açık görüldü ki, bir düzen, sistem ve statüko partisidir. Bütün işi gücü statükoya, “derin” güçlere güven vermeye çalışmaktır. CHP ise, ordu ile kolkola, yarattıkları şoven-milliyetçi ortamdan medet umuyor. Diğer partilerin durumu ve politikaları da farklı değil. Bu siyasi tablo, engelleri aşmak için bağımsız adaylarla meclise girmeyi, çok önemli hale getirmiş durumda.
Demokratik hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi; bu kapsamda düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması; gün geçtikçe çözümsüzlüğe, çıkmaza sürüklenmek istenen Kürt sorununun demokratik, barışçıl çözümü; hala görmezden gelinen Alevi toplumunun demokratik istemlerinin karşılanması; çok ciddi dejenerasyona, bozulmaya, adli vakaların da artmasına neden olduğu herkes tarafından bilinen yoksulluk, işsizlik problemine çözümler geliştirilmesi, ekonominin İMF vesayetinden kurtarılması; ve daha da sıralanabilecek her biri diğerinden önemli çok sayıda sorun var. Bu partiler, bu sorunları çözüme kavuşturamazlar, çünkü bu sorunları kangrenleştiren de zaten kendileridir.
Bu nedenle bir avuç da olsa, bağımsız adaylarla mecliste olmak, Türkiye için tarihi bir şans ve fırsat olabilir diyorum. Baraj engelleriyle yarattıkları sağ, milliyetçi meclis bileşimini zorlamak ve Türkiye’nin gerçek sorunlarını gündemleştirmek ve çözüm projeleri geliştirmek, azımsanacak bir gelişme değildir.
*** Sorunların bu devasa varlığı ve insanlarımızın yoğun istek ve beklentileri, bilindiği gibi benim de siyasete atılmayı ciddi şekilde gündemime almamı gerekli kılmıştı. Meclise girmek benim için yeni bir özveri ve mücadele alanına girmek demekti. Bunu göze aldım. Çünkü Türkiye’nin geleceği karartılmak istenirken, herkesin elinden gelen her şeyi yapması gerektiğine inanan biriyim. Bunu belirtmemin nedeni, adaylığımı destekleyenlerin yanı sıra, “sen zaten ünlü bir sanatçısın, milyonlara mal olmuşsun, ne diye milletvekilliği düşünüyorsun?” şeklinde düşünen insanlar da olmasıdır. Maalesef, bu düşünce yapısı, milletvekili olmayı bir “ikbal” nedeni olarak gören bir niteliğe sahiptir; bunu belirtmek durumundayım. Milletvekili olmak benim için tabii ki olmazsa olmaz bir şey değildi ve değildir. Ama Türkiye’nin bu şartlarında mecliste olmak, dediğim gibi, benim açımdan özverili bir mücadele sürecine atılmak anlamına geliyordu ve tamamen halkıma, insanlarıma karşı duyduğum sorumluluğun gereğiydi. Şimdi bu sorumluluğu, başka insanlarımız, arkadaşlarımız taşıyorlar.
Belirtmeden geçmek istemediğim bir husus da şudur: birkaç aylık bir süreç içerisinde, siyaset yapma anlayışlarında, bazılarının ne kadar kötü niyetli olabildiklerini de gördüm. Örneğin bazıları, asla Dersim’den başka bir yer düşünmediğim halde, adımı başka iller açısından dillendirdiler. Henüz adaylar kesinleşmemişken, hakkımda “Ferhat Tunç’a veto” gibi komplo haberleri yapanlar da oldu. Bütün bunlar benim için önemli bir deneyim oldu. Ben kötü niyetli insanlarla aynı düzeye inmemeye, duruşumu korumaya büyük özen gösterdim, basitleşmedim, dedikodu ve spekülasyonlara taraf olmadım. Halkımın bunu çok iyi gördüğünü biliyorum.
Bütün bunlar geride kaldı. Şimdi, Dersim’den Şerafettin Halis arkadaşımız adaydır. Kuşkusuz başka değerli adaylarımız da vardır. Ama Şerafettin Halis’in Dersim’i, onun dertlerini, sorunlarını güçlü bir şekilde temsil edebileceğine inanıyorum. Benden desteğini esirgemeyen herkesin, Şerafettin Halis’e destek vermesini istiyor, bekliyorum.
Memleketimizden, bölgeden her gün çatışma, ölüm, operasyon haberleri geliyor. Yeniden OHAL dönemini aratmayan uygulamalar başlamış durumda. Bütün bunlar yaşadığımız acıyı daha fazla derinleştiren gelişmelerdir. Barış ve demokrasiye, hava, su, ekmek kadar ihtiyacımız var. 22 Temmuz seçimlerini önemli kılan en önemli olgu da zaten bu çatışmalı ortamdır.
Demokrasi ve barış için, halkların kardeşliği için, farklılıkların demokratik bir hoşgörü ortamında beraberliği için, herkesin, hepimizin, her koşulda yapabileceği bir şey mutlaka vardır. Daha fazla çaba, daha fazla sorumluluk, daha fazla çalışma… Umutlarımızı korumak ve hayata geçirmek için, böyle bir bilinçle hareket etmemiz gerekiyor… |